Mezuniyetin bir sonraki aşaması; pratisyenlik ya da devlet hizmet yükümlülüğü (dhy).

Tıp fakültesinden mezun olduktan sonra pratisyenlik için geri sayım başlamış oluyor. Benim pratisyenlik sürecim 10 ay sürdü.

Öğrencilik döneminde asistanlar, hocalarla çalışıp hastanın primer sorumluluğunu almadan öğrenme odaklı çalışırken bir anda pratisyenlikte kendimizi hastayla karşı karşıya bulmak, hayatının üstüne kaşemizi atarak sorumluluk almak başta oldukça göz korkutucu olabiliyor. Ancak bu alışma süreci de her şey gibi geçici.

Ve bu geçişi kolay sağlamak ve çalışmaya başladığınızda daha güvende hissedebilmek (tabir-i caizse sudan çıkmış balığa dönmemek için) yaşadığım süreçten ve yapabileceklerinizden bahsetmek istiyorum.

Hazırlık Süreci

Mezuniyetten sonra yerleşene kadar ortalama 3 aylık bir vakitim oldu. O zamanlar tus çalışmak gibi bir derdim olmadığı için vaktimin çoğunu laboratuvar çalışmaları ve pratisyenliği hazırlıkla geçirdim. Bu hazırlık bana kalırsa gerekli. Meslekte çalışmaya başlayınca öğrenilen pekçok şey oluyor. Ama bazı durumları yaşamadan öğrenmek, öncesinde görmek en iyisi. En azından bir bilgi birikimi sağmalamak bir vakayla karşılaştığımız zaman sakin olmak süreci yönetebilmek için gerekli.

Tıp fakültesinde edindiğimiz teorik bir bilgi birikimimiz olsa da pratiğe gelince işler biraz değişiyor. Zira acilde her hastalığa tanı koymamız gerekmiyor, bu mümkün de değil. Önemli olan acil durumları atlamamak. O sebeple ben bu süreçte acilde en sık karşılacağım vakalara öncelik verdim.

Acil; uzmanlık branşı olan derya deniz bir alan. 3 aylık bir süreçte tüm incelikleriyle kavramak mümkün değil. Bu sebeple teorik bilgiye çok gömülmeden pratik bir mantık oluşturmaya çalıştım. Günlük pratiğimizde karşılaşabileceğimiz şikayetler yaklaşık 10-15 başlık altında toplanabilir. Bu şikayetlerle ilişkili olan muayane bulguları, istenebilecek tetkikler, bunların sonucundaki bulguların değerlendirilmesi çalışırken dikkat ettiğim noktalar oldu.

Bu sebeple yeni mezun olanlara yardımcı olabilecek çok güzel kitaplar, online kaynaklar, videolar var. Kendi kullandığım kaynakları incelediğim yazıya buradan ulaşabilirsiniz.

Çalışmamın ikinci kısmı ise ilaç bilgisi üzerine oldu. Acilde iki şekilde ilaç yazıyoruz; bunları biri hastanede uyguladığımız tedavi nam-ı diğer orderlar, diğeri ise hastanın taburculuğunda düzenlediğimiz reçeteler. Öğrencilikte ilaçları daha çok etken maddeleri ile biliyoruz ancak reçetelerde piyasa ismi yazıldığından bunlara aşinalık sağlamak gerekiyor. Bu etken maddelerin etki mekanizması, gebelik ve laktasyonda kullanılma durumu, kontraendikasyonları nelerdir bunları araştırdım. İlaç dozlarını erişkinlerde hesaplamak daha kolay, ancak çocuklarda kiloya göre hesap yapmak gerektiğinden daha değişken.

Çalıştığımız bilgilerin hepsini başta akılda tutmak kolay değil. Bu sebeple ben öncesinde kullanabileceğim notlar çıkardım. Bunları da kolay ulaşmak, hızlıca taratabilmek için dijital platformda oluşturdum. Zira acil yoğunluğunda araştırmak, kitap karıştırmak, hesaplamaya yapmak da hem vakit alıcı hem pratik değil. Bir süre sonra aynı ilaçlar tekrar ettiğinden dozlara da aşinalık oluyor.

Tercihler ve kura

Kuranın yapılmasından yaklaşık bir ay önce https://yhgm.saglik.gov.tr/ sitesinden kuraya katılacak tabip isim listeleri ve kadrolar açıklanıyor. Tercih öncesinde çalışmak istediğiniz şehirdeki kadroları incelemek ve şartlarını araştırmak gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken hususlar özellikle şunlar; istediğiniz yerde hangi tetkikler var, kaç hekim çalışıyor, nöbet sayısı ne kadar, günlük kaç hasta girişi oluyor, hasta danışabileceğiniz acil uzmanı mevcut mu, ortalama ne kadar maaş alınıyor, şehrin yaşama şartları (kira, sosyal vs) nasıl?

Bu soruların cevabını araştırdığınız kuruma telefonla ulaşıp orada çalışan hekimle görüşebilirsiniz. Aynı şekilde DHY Asistan uygulamasından faydalanabilirsiniz. Bu uygulamadan şehirlerin telegram gruplarına girebilirsiniz, ayrıca atanmış hekimlerin çalıştıkları ortamları değerlendirdiği anketler mevcut.

Tercih listenizi oluşturduktan sonra ise kurayı bekliyorsunuz. Örneğin 20 kişilik bir kadroyu 30 kişi ilk tercihine yazdıysa bunlar arasında kura çekiliyor. Bu şekilde hiçbir tercihinize yerleşemezseniz genel kuraya kalıyorsunuz ki bu Türkiye’nin herhangi bir yerine gidebilirsiniz demek oluyor.

Kuradan birkaç hafta önce DHY Asistan uygulaması üzerinden simülasyon özelliği açılıyor. Bu uygulamaya tercih listenizi girdiğinizde simülasyon size tercihlerinize yerleşme yüzdelerinizi hesaplıyor. Tabi ki bunun gerçeğe yakınlığı uygulamaya tercihini giren ve doğru beyan veren hekim sayısıyla orantılı. Bir nebze de olsa tercih listenizle yerleşip yerleşemeyeceğinizi ön görebiliyorsunuz. Benim ilk tercihime atanmam %60, genel kuraya kalmam ise %3 ihtimaldi; ve ilk tercihime yerleştim.

Kura sonuçlarından sonra ise eğer atandığınız yerle aynı şehirde ikamet ediyorsanız 24 saat, farklı şehirdeyseniz 15 gün kuruma başlama süreniz oluyor. Benim ikametgahım farklı şehirde olduğu için bu 15 günü değerlendirdim, hemen başlamadım.

Çalısma süreci

Çalışmaya eğitim araştırma hastanesinde başladım, periferde olduğu için ve tetkik imkanı ve uzman sayısı çevredeki ilçe hastanelerine göre fazla olduğundan yoğun bir hastane. Hasta girişi fazla, sarı alanı çok büyük değil. İlk başladığımda iki nöbet refakat tuttum. Bu süreçte genel sisteme, gelen hasta profiline, hastanede bulunan ilaçlara aşinalık kazandım. Başladığınızda tedavi alanında bulunan ilaçların listesini istemek de oldukça mantıklı olur.

Primer hasta bakmaya başladığımda ise yaptığım hazırlıkların çok faydasını gördüm. Buna rağmen takıldığım tabi ki pekçok nokta oldu. Çalıştığım yerde acil uzmanı ve kıdemli pratisyenler olduğundan takıldığım yerlerde hastayı danıştım.

Hastayla ilgilenirken fakültede öğrendiğimiz gibi ilk prensip “Primum non nocere” yani “Önce, zarar verme!”. Dermatolojiden, beyin cerrahisine acile her uzmanlığı ilgilendiren sorunlarla hasta geliyor. Bu hastaların acildeki yönetiminin zaman zaman tecrübemiz ve bilgi birikimimizi aşması çok normal. Önemli olan öncelikle zarar vermeden ilk müdahaleyi yapmak, sonrasında aciliyetini değerlendirmek ve danışmak. Bu açıdan hem acil hem diğer branşlar açısından uzmanı olan bir hastanede olmak çalışma kolaylığı sağlıyor. Eğer daha periferdeyseniz ve uzmanınız yoksa 112 aracılığıyla uzmanlarla görüşebilir hastayı danışabilirsiniz; gerekli durumlarda da sevk zincirini başlatırsınız.

Ayrıca yeni başlayan hekimlere yardımcı olmayı hedefleyen hastanızla ilgili görüş alabileceğiniz Whatsapp grupları (DHYDER Hekim WP grupları) mevcut. Bu gruplarda sorularınıza cevap veren acil uzmanı hocalarımız var. Ben çalışmaya başlamadan önce katılmıştım ve diğer hekim arkadaşlardan gelen vakaları ve cevapları okuyarak, grafilere bakarak öncesinde aşinalık kazanmaya çalışmıştım. Pekçok kritik vakaya da bu şekilde tanı konulduğunu gördüm. Göreve başladığım yerde hasta danışmakta sıkıntı yaşamadığım için sonrasında gerekli görmeyip çıktım. Gruplara gelen önemli vakaları https://www.instagram.com/acil_islemler/ adresinden takip edebilir, katılmak isterseniz iletişime geçebilirsiniz.

Öğrenme süreci her alanda olduğu gibi çalışırken de bitmiyor. İlk başladığımdan beri nöbetlerde aklıma takılan, daha fazla okumam gerektiğini düşündüğüm şeyleri not alıp bir sonraki nöbetten önce bakmaya çalışıyorum. Bu süreçte “Scientia potentia est” yani “Bilgi güçtür.” sözünün önemini daha iyi kavradım. Bu sadece tıbbi açıdan da değil, hukuki ve adli açıdan da geçerli. Hangi vakalar adlidir, adli vaka raporu nasıl tutulur? Hekim olarak haklarımız nelerdir? Bunları öncesinde bilmek yaşanabilecek mağduriyetten bizi koruyacaktır. Maalesef hekim olarak çoğu durumda hastanın haklarını bile bilirken kendi haklarımızı bilmiyoruz; hukuki anlamdaki bu eksiklik de çoğu durumda bizi savunmasız ve manipülasyona açık kılıyor.

Bilgi nasıl güçse yazmak da sizi güçlü kılan noktalardan bir tanesi. Acilde çalışmaya başladığımdan beri en çok duyduğum cümle şüphesiz “Yazılmamışsa, yapılmamıştır”. Çok fazla sayıda hasta gördüğümüz için gerekli bir durumda geçmişte muayane ettiğimiz bir hastayı hatırlamayabiliriz. Hastanın klinik durumu durağan olmadığından değişiklik gösterebilir; ancak bizim muayanemiz esnasında mevcut şikayet, bulgular önemli. Bunların dökümantasyonu da hem hastanın klinik durumunun takibin hem de sonradan gelişebilecek bir duruma karşı kendimizi korumamızı sağlar. Bu sebeple hastanın geliş şikayetini, mevcut muayane bulgularını mümkünse hem muayane kağıdına hem sisteme kaydetmeliyiz.

Özellikle yoğunluk olduğunda muayane notu oluşturmak vakit aldığından hazırladığım şablonları kullanıyordum Muayane bulgularını hastanın mevcut durumuna göre revize edip, hastanın özel bir durumu varsa onu da ekleyip sisteme giriyordum. Muayane kağıdı kaybolabileceğinden, hasta alıp eve götürebildiğinden sisteme yazmayı daha çok tercih ediyordum. Aynı şekilde uzmana danışılan hastaların da yazılı konsültasyon notlarının sistem de bulunması gerekiyor, zira sadece telefon üzerinden yapılan konuşmaların bir bağlayıcılığı veya kanıt niteliği bulunmuyor.

Geri dönüp baktığımda on aylık bu acil süreci ne kadar yoğun ve yorucu geçse de bana çok katkı sağladığını görebiliyorum. Mesleki tecrübenin yanı sıra burada samimi arkadaşlıklar edinme, güzel insanlar tanıma fırsatım oldu; bu sebeple şanslı hissediyorum.

Hayatın her dönemeci bize yeni roller, yeni sorumluluklar ve yeni yüzler getiriyor. Pratisyenlik de bu uzun yolculuğun yalnızca bir durağı. Yorucu nöbetlerin, telaşlı anların ve ilk kez karşılaşılan belirsizliklerin ardından geriye dönüp baktığımızda, aslında büyüdüğümüzü, güçlendiğimizi ve mesleğe biraz daha kök saldığımızı fark ediyoruz. Bitimler, yeni başlangıçlara kapı aralıyor; önemli olan her anın bize kattıklarını görebilmek. Çünkü hekimlik, yalnızca bir meslek değil, ömür boyu süren bir öğrenme serüveni.

Share: